Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası açılması hâlinde, ekonomik imkânları yetersiz olan ve kendi bakımını sağlayamayacak durumda bulunan eşin, diğer eşten nafaka ödenmesini talep etmesine imkân tanıyan geçici bir hukuki korumadır. Bu nafaka türü, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm doğurur ve davanın kesinleşmesine kadar devam eder.
Tedbir nafakasının miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir. Dolayısıyla nafaka miktarı, her somut olayın koşullarına göre farklılık gösterebilir.
Tedbir Nafakası Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca, “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.” hükmü yer almaktadır.
Anılan düzenleme gereğince, boşanma veya ayrılık davası açılması halinde hâkim, tarafların ve çocukların dava sürecinde korunmasını sağlamak amacıyla birtakım geçici önlemler alır. Bu önlemlerden biri de tedbir nafakasıdır. Kanun koyucu, bu noktada eşlerin kusur durumuna bakılmaksızın, evlilik birliğinin fiilen sekteye uğraması halinde düzenli ve yeterli geliri bulunmayan eş lehine tedbir nafakasına hükmedilmesine imkân tanımaktadır.
Tedbir nafakası, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder ve yargılamanın kesinleşmesine kadar devam eder. Nafakanın miktarı ise tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının tespiti sonrasında hâkim tarafından takdir edilir. Bu yönüyle nafaka, dava süresince ekonomik olarak zayıf durumda olan eşin ve varsa çocukların korunmasını amaçlayan bir kurum niteliği taşımaktadır.
Tedbir Nafakası Ne Kadardır? (2025)
Tedbir nafakasının miktarı, eşlerin mali durumlarının tespitine yönelik yapılacak ekonomik ve sosyal araştırma sonrasında hâkim tarafından belirlenmektedir. Bu bağlamda nafaka miktarının, tarafların gelir düzeyleri, yaşam standartları ve ekonomik ihtiyaçları dikkate alınarak takdir edilmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay, tedbir nafakasına ilişkin geçici önlemlerin, mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması yapıldıktan sonra ivedilikle karara bağlanması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.03.2022 tarihli, 2019/107 E. ve 2022/318 K. sayılı kararında da bu husus benimsenmiş ve tedbir nafakasına ilişkin hükmün, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına dair araştırma sonuçlarının dosyaya girmesini müteakip derhal verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Dolayısıyla, tedbir nafakasına ilişkin kararın sürüncemede bırakılmaması, davanın açıldığı andan itibaren tarafların ve özellikle ekonomik açıdan zayıf olan eşin korunması bakımından zorunlu görülmektedir.
Yargıtay HGK, 2019/107 E. , 2022/318 K., 15.03.2022 Tarihli Karar
“Dolayısıyla, tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir.”
Tedbir Nafakasının Şartları: Kimler Talep Edebilir?
Tedbir nafakası, ekonomik ve maddi açıdan zorluk içine düşecek olan her eş tarafından talep edilebilir. Bununla birlikte, düzenli bir gelir elde eden, kişisel bakım ve harcamalarını karşılayabilecek durumda bulunan eşin nafaka talebi mahkeme tarafından kabul edilmeyecektir. Zira tedbir nafakasının amacı, dava süresince ekonomik açıdan korunmaya muhtaç olan eşin yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır.
Bunun yanı sıra, boşanma davası devam ederken başka bir kişiyle fiilen karı-koca hayatı yaşayan ve geçimi bu kişi tarafından sağlanan eşin de nafaka talep etmesi mümkün değildir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2015 tarihli, 2014/27865 E. ve 2015/250 K. sayılı kararında; davalı-karşı davacı kadının 2007 yılından itibaren başka bir erkekle evliymiş gibi birlikte yaşadığı ve geçiminin bu kişi tarafından karşılandığı soruşturma ve delillerle sabit olduğundan, lehinenafaka (TMK m.169) takdir edilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay, bu durumda kadının yararına tedbir nafakasına hükmedilmesini “isabetsiz” bularak bozma kararı vermiştir.
Dolayısıyla, nafaka her ne kadar kusur aranmaksızın hükmedilebilen geçici bir önlem olsa da, nafaka talep eden eşin gerçekten ekonomik zorluk içinde bulunması ve üçüncü kişilerden fiili destek almaması gerekmektedir.
Tedbir Nafakası Ne Zaman Sona Erer?
Nafaka açılan boşanma davası veya ayrılık davasının kesinleşmesi ile birlikte sona erecektir.
Tedbir Nafakası Neden Verilir?
Nafakanın temel amacı, boşanma veya ayrılık davası devam ederken ekonomik açıdan zorluk yaşayacak olan eşin muhtaç duruma düşmesini engellemektir. Bu nafaka türü, dava süresince tarafların asgari geçimlerini sürdürebilmelerini güvence altına alarak, özellikle ekonomik olarak zayıf olan eşin korunmasını hedeflemektedir.
Tedbir Nafakasının Tahsilinde İcra Takibi
Nafaka alacaklarının tahsiline yönelik icra takibi başlatılması ve takip sürecinin yürütülmesi, teknik ayrıntılar içeren bir hukuki prosedürdür. Bu nedenle sürecin etkin ve hatasız ilerleyebilmesi için, nafaka alacaklısının uzman bir avukattan profesyonel destek alması büyük önem taşımaktadır.
Nafaka alacaklısı, karara bağlanan tahsil edebilmek için, ara kararın onaylı örneğiyle birlikte yetkili icra dairesine başvurmalı ve ilamsız icra takibi başlatmalıdır. Borçluya gönderilen ödeme emrine, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde itiraz edilebilir. Süresi içinde yapılan bu itiraz, takibin ilerlemesini durdurur.
Takibin itiraz üzerine durması halinde, nafaka alacaklısı iki farklı yola başvurabilir:
- İtirazın iptali davası: Genel mahkemelerde açılır ve itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılması gerekir.
- İtirazın kaldırılması talebi: İcra Mahkemesi’nde ileri sürülebilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca, alacak bir senede, noterlikçe onaylanmış borç ikrarına veya resmi makamlarca düzenlenmiş belgeye dayanıyorsa, alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde bu yola başvurabilir.
Tedbir nafakasına ilişkin mahkeme kararı, yetkili bir makamın usulüne uygun şekilde verdiği karar niteliğinde olduğundan, itirazın kaldırılması yoluna gidilmesi mümkündür. Mahkeme itirazın kaldırılmasına karar verirse, borçlu ayrıca icra inkâr tazminatına da mahkûm edilebilir.
Buna rağmen borçlu nafakayı ödememekte direnirse, alacaklı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi gereğince İcra Ceza Mahkemesi’nde şikâyette bulunarak borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasını talep edebilir. Bu yaptırım, nafaka alacağının tahsilinde oldukça etkili bir yoldur.
Tedbir Nafakası Hangi Tarihten Başlar?
Tedbir nafakası boşanma ve ayrılık davasının açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
Tedbir Nafakası Ödenmezse Ne Gibi Yaptırımlar Uygulanabilir?
Tedbir nafakasının ödenmemesi durumunda, İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi devreye girmektedir. Anılan hükme göre; “Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.”
Bu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere, nafakanın ödenmemesi halinde alacaklının şikâyeti üzerine borçlu hakkında tazyik hapsi yaptırımı gündeme gelebilmektedir. Bu yaptırım, nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlu üzerinde icbar edici bir etki doğurarak nafakanın ödenmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Tedbir Nafakası Kesinleşmeden İcraya Konulabilir Mi?
Tedbir nafakası, kesinleşme şartına bağlı olmaksızın icra takibine konu edilebilmektedir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2019 tarihli, 2018/5505 E. ve 2019/1823 K. sayılı kararında; “Her ne kadar boşanma ilamı kesinleşmeden, ekinde hükmedilen tazminat alacakları icra takibine konu edilemez ise de, nafakanın infazı ilamın kesinleşmesine bağlı değildir.” denilerek, tedbir nafakasına ilişkin hükümlerin kesinleşme beklenmeksizin takibe konulabileceği açıkça ifade edilmiştir.
Tedbir Nafakasına Nasıl İtiraz Edilir? İtiraz Mümkün Müdür?
Tedbir nafakasına ilişkin kararlar, mahkemeler tarafından ara karar niteliğinde verilmektedir. Bu kararlara karşı tarafların başvurabileceği yol, kararı veren ve davaya bakmakla görevli Aile Mahkemesi’ne itiraz etmektir. Ancak yapılacak itirazların etkili olabilmesi için, iddiaların somut ve güçlü delillerle desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Tedbir Nafakası Ara Kararı İstinaf Veya Temyiz Edilebilir Mi?
Türk hukuk sisteminde ara kararlara karşı doğrudan istinaf veya temyiz yoluna başvurmak mümkün değildir. Bu husus, ancak dosyanın esastan karara bağlanması ve gerekçeli kararın yazılması sonrasında gündeme gelebilmektedir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2014/3684 E. ve 2014/5551 K. sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere;
“Ayrılık veya boşanma davası üzerine Türk Medeni Kanunu gereğince icap eden geçici tedbirlerin (TMK m.169) alınmasına veya tedbir isteklerinin reddine dair kararlar, ancak esas hükümle birlikte temyiz edilebilir. Boşanma veya ayrılık davası üzerine bu kanun gereğince alınabilecek geçici nitelikteki tedbir kararlarının tek başına temyizi mümkün değildir. Bu nedenle davalının temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.”
denilmiştir.
Dolayısıyla, tedbir nafakasına ilişkin kararlar ancak davanın esas hükmü ile birlikte istinaf veya temyiz incelemesine konu edilebilir. Bu aşamada taraflar, nafakanın miktarı da dâhil olmak üzere hukuka aykırılıklara ilişkin itirazlarını ileri sürebilmektedir. Ancak, ara karar niteliğindeki kararlarının tek başına istinaf veya temyiz edilmesi mümkün değildir.
Boşanma Davası Olmadan Tedbir Nafakası Alınabilir Mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi uyarınca, “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.” hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, haklı bir sebebe dayanarak ayrı yaşayan eş, boşanma veya ayrılık davası açılmamış olsa dahi talep edebilecektir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2012/12694 E. ve 2012/17520 K. sayılı kararında; geliri bulunmayan ve ayrı yaşamakta haklı olan davalı-davacı kadın lehine uygun miktarda tedbir nafakasına (TMK m.197) hükmedilmemesinin doğru olmadığı ifade edilmiştir. Bu karar, ayrı yaşama hakkı haklı sebebe dayanan eşin, boşanma davası açılmaksızın da nafakadan yararlanabileceğini ortaya koymaktadır.
Çocuklar İçin Tedbir Nafakası Ayrı Mı Hesaplanır?
Çocuklar için hükmedilecek iştirak, onların evlilik birliği süresince yararlandıkları hayat standartları dikkate alınarak hesaplanır. Nafakanın miktarı belirlenirken; çocuğun eğitim gördüğü okul, temel barınma ve bakım ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu ve evlilik birliği içerisindeki yaşam koşulları göz önünde bulundurulur.
Erkek Eş Tedbir Nafakası Talep Edebilir Mi?
Evet, erkek eş tedbir nafakası talebinde bulunabilir. Her iki eş de talebinde bulunabilir. Tarafların kusur durumuna bakılmaksızın, evlilik birliğinin sona ermesiyle maddi olarak zor duruma düşecek olan eş, tedbir nafakası talep edebilir. Ancak uygulamada erkek eşlerin talebinde bulunmalarına pek sık rastlanmamaktadır.
Enflasyon veya Gelir Değişikliği Tedbir Nafakasını Etkiler Mi?
Tedbir nafakasına hükmedildikten sonra zamanın ilerlemesiyle birlikte nafaka miktarı, değişen ekonomik koşullar karşısında yetersiz kalabilir. Böyle bir durumda nafaka alacaklısı, ortaya çıkan yeni koşulları mahkemeye açıklayarak nafakanın yeniden değerlendirilmesini isteyebilir. Ancak hâkim, taleple bağlılık ilkesi gereği, tarafların dilekçelerinde belirtilen miktarların ötesine geçerek karar veremez.
Nitekim, ülke ekonomisindeki enflasyon sebebiyle başlangıçta yeterli olan bir nafaka, zaman içinde çocuğun ve eşin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaklaşabilir. Öte yandan nafaka yükümlüsünün gelirinde artış olması da, nafakanın yükseltilmesini talep etmeyi haklı kılabilir. Bu tür değişiklikler söz konusu olduğunda, mahkeme mevcut nafaka miktarını artırmaya yönelik talebi inceleyerek karar verebilir.
Taraflardan Biri Yeniden Evlenirse Tedbir Nafakası Düşer Mi?
Tedbir nafakası, boşanma davası sonuçlanıp hüküm kesinleşinceye kadar geçerliliğini sürdüren bir nafaka türüdür. Boşanma davası devam ettiği sürece tarafların evlilik bağı resmen sona ermediğinden, bu dönemde yeniden evlenmeleri de hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, dava süreci bitip karar kesinleşmeden tedbir nafakasının ortadan kalkması söz konusu olamaz.
Nafaka Ödemeleri Toplu Yapılabilir Mi?
Nafaka ödemelerine ilişkin kararlar çoğunlukla irat, yani aylık periyotlarla yapılacak ödemeler şeklinde verilmektedir. Zira boşanma davasının hangi tarihte kesinleşeceği önceden öngörülemediğinden, nafakanın toplu olarak ödenmesi uygulamada tercih edilmemektedir.
Tedbir ve Yoksulluk Nafakaları Arasındaki Fark Nedir?
boşanma davasının açılmasıyla birlikte ekonomik açıdan zorluk yaşayabilecek olan eşin, yargılama süresince mali sıkıntıya düşmemesi amacıyla hükmedilen geçici nitelikte bir nafaka türüdür. Buna karşılık yoksulluk nafakası, boşanma kararı kesinleştiğinde gündeme gelmekte olup, evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek olan ve diğer eşe kıyasla ağır kusurlu bulunmayan tarafa bağlanmaktadır. Özellikle çalışmayan veya gelir elde etmeyen eş lehine hükmedilen bu nafaka, tarafın geçimini sağlayabilmesi için düzenlenmiştir.
Boşanma Dava Dilekçemde Tedbir Nafakası Talep Etmedim Sonradan Talep Edebilir Miyim ?
Evet, talep edilebilir. Boşanma dava dilekçesinde talebine yer verilmemiş olsa dahi, yargılama sürecinde bu yönde sonradan talepte bulunmak mümkündür. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2010/5305 E., 2011/6129 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı bakım, barınma ve gözetme yükümlülüğü süreklilik arz eden yükümlülüklerdendir. Bu nedenle, daha önce feragat edilmiş olsa bile tedbir nafakası yeniden talep edilebilir. Ancak burada nafakanın dava tarihinden değil, talebin ileri sürüldüğü tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Anılan kararda da, davacı kadın lehine hükmedilen nafakanın dava tarihi yerine talep tarihi olan 12.02.2009’dan itibaren başlatılması gerektiği vurgulanmış, aksi yöndeki uygulamanın doğru olmadığı ifade edilmiştir.





